1) İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) basın özetleriyle artık Twitter'da: http://twitter.com/ECHR_Press
2) Çeşitli konularda mahkeme tarafından oluşturulan içtihatların belli başlıklar altında toplantığı bilgi notları (factsheet) Adalet Bakanlığı'nın da çalışmalarıyla Türkçe'ye kazandırıldı. Buradan ulaşılabilir.
3) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) çeşitli maddeleri üzerine mahkeme aracılığıyla hazırlanan el kitaplarından bazıları Yargıtay tarafından Türkçe'ye çevrildi. İHAS'ın 6., 8. ve 9. maddeleri için hazırlanan el kitaplarının Türkçe çevirilerini bu adresten okuyabilirsiniz.
4) Daha önce İHAS'ın 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin yayımladıkları rehberin bir benzerini bu kez 1 Mart 2013 tarihinde, İHAS'ın 4. maddesinde düzenlenen kölelik ve zorla çalıştırma yasağı için yayımladı mahkeme. 4. madde hakkında yayımlanan rehber de şu adreste.
5) Devam eden reform süreciyle ilgili yeni bir internet sayfası hazırlandı: Reform ECHR
6 Mart 2013 Çarşamba
20 Şubat 2013 Çarşamba
Çok tartışmalı 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararneme'ye İlişişkin Kısmi İptal Kararı Verildi
663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin tümünün ve ayrı ayrı bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştu.
Başvuruyu esastan görüşerek karara bağlayan Anayasa Mahkemesi heyeti, KHK'nın 16. maddesinin (2) numaralı fıkrasının "Denetime tabi olan gerçek ve tüzel kişiler, gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri talep edildiği takdirde ibraz etmek, para ve para hükmündeki evrakı ve ayniyatı ilk talep halinde göstermek, sayılmasına ve incelenmesine yardımcı olmak zorundadır" yönündeki birinci cümlesinde yer alan "gerçek ve" ile "gizli dahi olsa" ibarelerini iptal etti.
Doktorların meslekten men edilmesi yetkisini tabip odalarından alarak Bakanlık bünyesindeki Sağlık Meslekleri Kurulu'na veren 23. maddenin 7. fıkrasının c ve ç bentleri de anayasaya aykırı bulundu.
KHK'nın Personele İlişkin Hükümler bölümündeki Uzman ve Denetçi istihdamını düzenleyen 44. maddesinin bu kadrolara atanabilme ve yeterlilik sınavıyla ilgili hükümlerin yer aldığı 2, 3 ve 4. fıkraları da iptal edildi.
Bakanlık ve bağlı kuruluşların, hastaların hastanelere vermek zorunda oldukları kişisel ve hizmet bilgilerini toplayabilmesi, işleyebilmesi ve paylaşabilmesine ilişkin hüküm ile kişi ve kuruluşları Bakanlık ve bağlı kuruluşlara istediği bütün bilgileri vermekle yükümlü kılan hüküm de anayasaya aykırı bulundu.
Bakanlık, kamu ve özel bütün sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeli için görevli olduğu kuruluşun bulunduğu yerleşim yeri sınırları içinde ikamet etme mecburiyeti getirilebilmesi, bu mecburiyetin usul ve esaslarının Bakanlıkça belirlenmesine ilişkin 55. madde de iptal edildi.
58. maddenin, 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu'nda ücret tarifesi belirlenmesinde değişiklik öngören 12. fıkrası da anayasaya aykırı bulundu.
Aynı maddenin 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 1. maddesinde geçen "tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak" ibaresini yürürlükten kaldıran 14. fıkranın (ğ) bendi de iptal edildi.
YENİ ANAYASA HUKUKU KİTAPLARI YAYIMLANDI
-
Aykut Çelebi/ Ece Göztepe (der.), Demokratik
Anayasa, İstanbul: Metis Yay.
-
Abdurrahman Eren, Ulusal İnsan Hakları
Kurumları Uluslararsı standartlara Uygunluğun Yorum İlkeleri, İstanbul:
Oniki Levha Yay.
-
İzet Mert Ertan, Uluslararası
Boyutlarıyla Sağlık Hakkı, İstanbul: Legal Yay.
-
Mehmet Semih Gemalmaz, Devlet, Birey,
Özgürlük, İstanbul: Legal Yay.
- Serdar
Gülener, Türkiye’de Anayasa Yargısının
Demokratik Meşruluğu, İstanbul: Oniki Levha Yay.
-
Serkan Gülfidan, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nde Kötüye Kullanma Yasağı İfade Özgürlüğü Hakkı Örneği Çerçevesinde,
İstanbul: Oniki Levha Yay.
-
İbrahim Özden Kaboğlu, Hangi Anayasa,
İstanbul: İmge Kitabevi
-
Ömer Keskinsoy, Cumhurbaşkanının
Sorumluluğu, Ankara: Savaş Yay.
- Jan-Werner
Müller, Anayasal Yurtseverlik, A.
Emre Zeybekoğlu (çev.), Ankara: Dost Kitabevi.
-
Juan J. Linz, Totaliter ve Otoriter
Rejimler, Ergun Özbudun (çev.), Ankara: Liberte Yay.
-
Ergun Özbudun, 1924 Anayasası,
İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay.
-
Mahmut Fevzi Özlüer/ Ilgın Özkaya Özlüer/ Tolga Şirin/ Nazım Sinan Odabaşı
(der.), Bolivya Anayasası: Hukuk
Demokrasi Özerklik, Ankara: Phoenix Yay.
-
Müge Demirkır Ünlü, Kadına Yönelik
Şiddet ve Aile – İçi Şiddet, İstanbul: Legal Yay.
-
Sultan Tahmaz Uzeltürk, Anayasa Hukuku
Açısından Sağlık Hakkı, İstanbul: Legal Yay.
-
Melike Batur Yamaner, Kitle İletişim
Özgürlüğü, İstanbul: Beta Yayınevi.
-
Dilara Yüzer, 1982 Anayasası’nda Basın
Özgürlüğü Karşısında Kişilik Hakkı ve Korunması, Ankara: Yetkin Yay.
Yeni Anayasa ve Temek Hak ve Hürriyetlerin Geleceği Başlıklı Panel
Avrupa Sosyalist Partisi (PES) İstanbul aktivist grubu tarafından desteklenen Avrupa Buluşmaları kapsamında Galatasaray Üniversitesi’nde saat 15:30 ile 17:30 arasında “Yeni Anayasa ve Temel Hak ve Hürriyetlerin Geleceği” adlı panel yapılacaktır. Anayasa ve temel hak ve hürriyetlerin tartışılacağı paneli Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü'nden Julien Paris yönetecek. Konuşmacı olarak Marmara Üniversitei Anayasa Hukuku profesörü İbrahim Kaboğlu, Strasburg Üniversitesi’nden Samim Akgönül ve Fransız vekil Christophe Bouillon olacak.
BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİNDE BİREYSEL BAŞVURU TOPLANTISI
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof.Dr. Sulhi Dönmezer’i “Yargıtay Kararlarında AİHS ve Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru” konferansıyla anıyor. 22 Şubat 2013 Cuma günü Üniversite’nin Beşiktaş Kampüsü’ndeki B Conf Salonu’nda gerçekleşecek konferansta Yargıtay Başkanı Ali Alkan ve Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof.Dr. Erdal Tercan’ın yanı sıra Yargıtay üyesi Hüseyin Güngör Babacan ve Necati Meran ile çok sayıda akademisyen konuşma yapacak.
13.30′da açılış konuşmalarıyla başlayacak konferansın ilk oturumunda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin kararlarının Yargıtay kararlarındaki yansımaları incelenecek. 15.45′te başlaması öngörülen ikinci oturumda ise Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru çeşitli yönleriyle masaya yatırılacak.
14 Şubat 2013 Perşembe
Anayasa Mahkemesi, 24 Eylül - 31 Aralık 2012 tarihleri arasındaki bireysel başvuru istatistiklerini yayımladı.
5 Şubat 2013 Salı
Kaos GL'den 2012 Raporu
Kaos GL, 2012'de Türkiye'de yaşayan LGBT bireylerin maruz bırakıldığı insan hakları ihlallerini raporlaştırdı. İngilizceolan raporu okumak tıklayınız.
Thorbjorn Jagland İfade Özgürlüğü Konferansı İçin Ankara'da
İnsan Hakları İzleme Örgütü Dünya Raporu 2013 Yayımlandı
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), 90'dan fazla ülkenin 2012'deki insan hakları karnesini derlediği 665 sayfalık ''Dünya Raporu - 2013'' başlıklı raporunu yayımladı.
Raporun tamamına buradan, Türkiye bölümüne ise şuradan ulaşabilirsiniz.
Türkiye'nin 2012 yılındaki insan hakları ihlallerini ve Ocak 2013 itibarıyla devam eden ihlallerin bazılarına ilişkin kısa bir değerlendirme de burada.
8 Ocak 2013 Salı
Bireysel Başvuru Harcına İptal İstemi
172.5 tl olan Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru harcının 2013 itibarıyla 198.35 tl'ye çıkmasıyla
birlikte avukat Sedat Vural, bu hakkın kullanımı için mahkemeye ödenen
harcın İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi başta olmak üzere pek çok
uluslararası sözleşmeye aykırı olduğu iddiasıyla ilgili harç yasasının
iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Detayları buradan okuyabilirsiniz.
4 Ocak 2013 Cuma
Türkiye Kendisi İçin İlerleme Raporu Hazırladı
AB Bakanlığı, Avrupa Birliği 2012 ilerleme raporuna alternatif olarak 2012 ilerleme raporu hazırladı. Raporun büyük ölçüde mevcut yasa değişiklikleri ile istatistiksel bilgiler içerdiği görülüyor. "İlerleme raporuna" buradan ulaşılmaktadır.
1 Ocak 2013 Salı
SPOD, İHAM, Danıştay ve Yargıtay İçtihatlarında LGBT Davalarını Kitaplaştırdı
Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPOD), İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay içtihadlarındaki LGBT davalarını konu alan bir kitap yayımladı. Kitap, SPOD'un ofisinden ve barolardan temin edilebilir. Kitabın pdf'ini ise buradan okuyabilirsiniz.
Etiketler:
Cinsel yönelim,
cinsiyet kimliği,
danıştay,
iham,
LGBT,
SPOD,
yargıtay
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvurulara İlişkin İlk Kararlarını Verdi
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin ilk kararlarını verdi. Kararlara ulaşmak için tıklayınız. Anayasa Mahkemesi ayrıca 24 Eylül tarihinden itibaren kendilerine yapılan başvurulara ilişkin de bir istatistik açıklamasında bulundu.
"Bireysel Başvuru Bürosu'nda, gelen başvuruları şekli eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceleyen Raportör İbrahim Çınar, şu ana kadar bin 600 civarında başvuru yapıldığını, bunların 300'ünü posta yoluyla yapıldığı için kayda almadıklarını söyledi.
Çınar, başvuruların ancak mahkemeler, yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla veya şahsen yapabildiğini, bunun dışında posta yoluyla başvuru yapılamadığını ifade etti.
UYAP sistemi aracılığıyla başvuruları güncel takip edebildiklerini, şu anda posta yoluyla kayda alınmayanlar dışında bin 300 başvuru bulunduğunu kaydeden Çınar, bu başvuruların büyük çoğunluğunun mahkemeler aracılığıyla yapıldığını anlattı. Çınar, şu ana kadar yalnızca 1 kişinin yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla başvuru yaptığını bildirdi.
Genellikle ceza davalarının bireysel başvuru konusu yapıldığını, ceza mahkemelerinden kesinleşen kararlar üzerine gelen başvuru sayısının 631 olduğunu söyleyen Çınar, hukuk mahkemelerinde kesinleşen kararların 361 ile ikinci sırada yer aldığını, idari yargıdan gelen başvuruların ise 227 olduğunu kaydetti.
Cezaevlerinden de çok sayıda başvuru aldıklarını belirten Çınar, cezaevlerindeki başvurucuların, kurum müdürlükleri veya aracılığıyla müracaat edebildiklerini söyledi.
Başvuruların en çok Yargıtay kararları üzerine yapıldığını, gelen dosyaların 551'inin Yargıtay kararları üzerine olduğunu belirten Çınar, ilk derece mahkemeleriyle ilgili 293, Danıştay kararlarıyla ilgili 67, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi karalarıyla ilgili 155, Askeri Yargıtay kararlarına karşı 9, Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı 29 başvuru geldiğini söyledi.
EN ÇOK BAŞVURU ADİL YARGLAMA HAKKININ İHLALİ
Çınar, 3 ayda kayda giren bin 300 başvurunun bininin, adil yargılanma hakkının ihlali gerekçesiyle yapıldığını bildirdi.
Temel hak ve hürriyetlerin korunmadığı, kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlali, mülkiyet hakkının ihlali gerekçeleriyle de birçok başvuru bulunduğunu söyleyen Çınar, uzun tutuklukla ilgili 70 başvuru geldiğini, bu ihlal gerekçesinin adil yargılanma hakkının ihlali içerisinde yer aldığını kaydetti.
Mahkemeye yapılan başvurulardaki hataları da anlatan Çınar, başvuruları tek tek incelediklerini, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için başvuruculara 15 günlük süre verdiklerini anlattı.
Harç konusunda çok hata yapıldığını, genellikle eksik harç yatırılması nedeniyle başvurunun geri gönderildiğini belirtti.
Mahkemeler aracılığıyla gönderilen başvurularda da eksiklik bulunduğunu ifade eden Çınar, başvurucuların tüm mahkemeleri kullanarak başvuru yapabildiklerini, mahkemelere yönelik bilgilendirme yapılamadığı için bazı eksiklikler yapıldığını anlattı.
Başvuruların belge düzenlenerek alınması gerektiğini, bazı mahkemelerin belge göndermediğini, bazı mahkemelerde harcın eksik yatırıldığının fark edilmediğini, mahkemelerden gelen bazı başvurularda bile kimlik belgesi bilgilerinin eksik olduğunu kaydetti.
Başvuru formları arasında posta puluna da rastladıklarını dile getiren Çınar, pulları da kullanmadıklarını, başvurucuların dosyalarında saklandığını ifade etti. " (kaynak: trthaber)
24 Aralık 2012 Pazartesi
Belçika Anayasa Mahkemesi "Çarşaf Yasağının" Anayasa Aykırı Olmadığına Karar Verdi
Belçika Parlamentosu, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında yeni bir yasa çıkartmış ve kamuya açık alanlarda burka ve çarşaf giyilmesini yasaklamıştı. Yasa, bu kıyafetlerle kamuya açık alanlarda bulunan kişilere 15 la 20 Avro para cezası veya 1 ila 7 gün hapis cezası verilmesini öngörüyordu. Fransa'dan sonra bu yönde bir yasanın yürürlük kazandığı ikinci Avrupa devleti olan Belçika'da konu, oldukça tartışma yaratmıştı. Yasanın yürürlüğe girmesinden bir süre sonra iki Müslüman kadın ile Valon-Flaman İnsan Hakları Ligi, Adalet ve Demokrasi gibi hükümet dışı örgütler, konuyu din ve vicdan özgürlüğü ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Belçika Anayasa Mahkemesi önüne taşımıştı.
Anayasa Mahkemesi'ne göre;
- Kişilerin yüzlerinin kapalı olması kimliğinin tespit edilmesi ve kontrolü açısından bir sorun teşkil edecektir. Bu durumun yaygınlaşması, gerçek bir tehlikeye neden olabilir. Hal böyleyken yasak, kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından haklıdır. Bu bakımdan, insan onurunu zedelemiş sayılmaz.
- Hak özenesi kişilerin bir arada yaşayabilmeleri için birbirlerinin yüzlerini görebilmeleri gereklidir. Bu bakımdan yasama organının kişisel ilişkileri koruma amacı meşrudur ve toplumsal bir gerekliliktir.
- Anayasa her ne kadar kişilerin dini tercihlerini seçme ve istediği şekilde dışa vurmalarını güvencelemiş olsa da bu hak, kadın erkek eşitliği ilkesini ve kadınların kişiliğini ortadan kaldıramaz. Bu bakımdan da anılan yasak, sosyal yaşam ve sosyal ilişkiler bakımından gerekli sayılabilir.
- Yasa ayrımcı değildir, zira orantılı ve demokratik toplum düzeni açısından gerekli sayılabilir.
- Başvurucuların, yasanın, kendileri için dini vecibelerini yerine getirmek ile yasaya saygı göstermek arasında bir tercihe zorladığı ve yasaya saygı göstermeleri durumunda eve hapsolacakları, bunun ise kişi özgürlükleri ile kişisel ve aile yaşamı hakkının ihlali olacağı yönündeki sav ise evde kalmak konusundaki pratiklerinin kişisel bir tercih olacağı ve yasayı gayri meşru kılmayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bu sebeplerle yasak anayasaya aykırı görülmemiştir. İHAM'ın Leyla Şahin v. Türkiye kararına sıklıkla atıf yapılan karar özellikle kitle örgütleri arasında tartışma yaratmış görünüyor.
4 Aralık 2012 Salı
TİHV'den İnsan Hakları Belgeselleri
Türkiye İnsan Hakları Vakfı, bu yıl 8-11 Aralık tarihleri arasında İzmir Fransız Kültür Merkezi'nde İnsan Hakları Belgesel Film günleri düzenliyor. Vakfın sitesindeki duyuru şöyle:
"
Bu yıl 08-11 Aralık 2012 tarihleri arasında üçüncüsünü
gerçekleştireceğimiz “Belgesel Film Günleri” fikri, iki yıl önce TİHV’in
20. Kuruluş Yılı kutlama etkinliklerini planlarken ortaya çıktı. İnsan
hakları savunuculuğu ile belgesel sinemacılık birbiriyle oldukça
yakından ilişkili iki alan. Her ikisi de bakışını/dikkatini gerçekliğe
yöneltmekte ve olmakta olanın yalın ve doğrudan aktarımını yapmakta.
Kesişim noktaları ise toplumsal gerçeklik. Maalesef ülkemizde her iki
alanda da gerçekleştirilen çalışma ve üretimlere yeterince ilgi ve saygı
gösterilememekte. Bu nedenle de insan hakları haftası vesilesiyle
‘belgesel film günleri’ yaparak hem toplumsal hayatımızın sorunlu
alanlarına dikkat çekmek hem de sanatçının emek ve üretimini izleyiciyle
buluşturmak bizlere anlamlı ve çekici göründü. Önceki iki yılda
gerçekleştirdiğimiz belgesel film günlerine gösterilen yoğun ilgi de bu
anlamlı faaliyeti devam ettirmek yönünde bizim için teşvik edici oldu.
Her Yıl Bir Sorun/ İhlal
Üçüncü yılında artık “gelenekselleştiğini” düşündüğümüz belgesel film
günlerinde yine Türkiye’de insan hakları açısından yaşanan çok farklı
sorunlara yönelik izleyenlerde bir farkındalık ve duyarlılık oluşmasını
amaçlıyoruz. Elbette bu sorunlardan biri yine Belgesel Film Günleri’nin
ana temasını oluşturacak.
Geçen yılın ana temasını oluşturan kayıplar ve geçmişle yüzleşme
konusu her ne kadar ağırlığını korusa da, bu yıl Belgesel Film
Günleri’ni, üzerinden bir yıl geçmesine karşın hala vicdanlarımızda yol
açtığı yıkıcı etkiyi onaramadığımız, sorumluları ortaya çıkarılamadığı
ve adalet tesisi edilemediği için yüreklerimizdeki acısı bütün
yakıcılığı ile süren Hakkari/Uludere (Roboski) de 19’u çocuk yaşta olan
34 yurttaşımızın savaş uçaklarından atılan bombalar ile katledilmesi
olayına ithaf etmek istiyoruz.
3. Belgesel Film Günleri’nde
Bu kez faili meçhul cinayetler, kayıplar, geçmişle yüzleşme, zorunlu
göçün yarattığı sorunlar, kaybolma tehdidi altındaki kültürler,
HES’lere karşı yürütülen mücadeleler, cinsel yönelim nedeniyle yaşanan
ayrımcılıklar, ana dil hakkı, engelli olmanın zorlukları, çocuk
gelinler, kadın sünneti, aileye dair tabularımız, üzerinden koca bir yıl
geçtiği halde sorumluları hala bulunamayan “Roboski Katliamı” gibi
konuları ele alan seçme belgesel filmleri izleyeceğiz.
Ayrıca yönetmenlerden Veysi Altay, Zeynep Oral, Osman Şişman ve
Bingöl Elmas konuğumuz olacak ve gösterimler sonrasında filmlerine dair
izleyicilerle söyleşi yapacaklar.
TİHV olarak dört gün boyunca İzmir’li dostlarımız, insan hakları
savunucuları ve tüm sinemaseverler ile bu etkinlikte birlikte olmaktan
büyük bir mutluluk ve onur duyacağız.
Filmlerin seçimi ve etkinliğin organizasyonunda büyük emeği geçen Ege
Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Çalışmaları Topluluğu’na ve
gösterimler için bize salonlarını açan Fransız Kültür Merkezi’ne çok
teşekkür ediyoruz."
Daha detaylı bilgi için http://www.tihvizm-belgeselfilm.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
30 Kasım 2012 Cuma
"Hangi İnsan Hakları?" Film Festivali'nin Bu Seneki Teması Yaşam Hakkı
DOCUMENTARIST’in düzenlediği 4. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali 8-12 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleşiyor. Ana teması “yaşam hakkı” olarak belirlenen bu seneki festivalde, pek çok paralel etkinlikle beraber dünyanın her köşesinden 40’ı aşkın film gösterilecek. Festivalin ana bölümünde, Liberya’dan Honduras’a, Bosna’dan Hırvatistan’a, Meksika’dan Irak’a, Filistin’den Kamboçya’ya ve elbette Türkiye’ye varan geniş bir coğrafyadan, kısacası dünyanın hemen her kıtasından ‘y
aşam hakkının ihlali’ne dair hikayeler bir araya geliyor.
4. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’nin gösterim ve etkinlikleri ücretsiz olarak dört mekanda yapılacak: SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Salonu, Dutch Chapel ve Tütün Deposu.
Program hakkında detaylı bilgiye yeni festival sitesinden ulaşabilirsiniz:http://www.hihff.org/
İHAM'dan Özgürlük ve Güvenlik Hakkına İlişkin Rehber
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 5. maddesi olan özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin gözaltı, yakalama ve tutuklama halleriyle ilgili yeni bir rehber yayımladı.
İngilizce olan metni buradan okuyabilirsiniz.
22 Kasım 2012 Perşembe
Anayasa-Der'den Tanör ve Tanilli Anması
Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği (Anayasa-Der), Bülent Tanör'ün ölümünün 10. ve Server Tanilli'nin ölümünün 1. yılında bir anma düzenliyor. Toplantı, 30 Kasım günü 14.00-17.30 saatleri arasında İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi Salonu'nda yapılacak.
TESEV'in Anayasaya Dair Tanım ve Beklentiler Başlıklı Araştırması Yayımlandı
20 Kasım 2012 Salı
TESEV'den Anayasaya Dair Tanım ve Beklentiler Saha Araştırması
Anayasaya Dair Tanım ve Beklentiler
Saha Araştırması -
2012Basın Toplantısı ve Panel
Tarih: 21 Kasım 2012, Çarşamba, 09:00-13:00 Mekan: Rixos Grand Ankara
Hotel, Atatürk Bulvarı 183, Kavaklıdere, Ankara
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler
Vakfı (TESEV), Demokratikleşme Programı, 21
Kasım 2012, Çarşamba günü
09:00-13:00 saatleri arasında Ankara’da
düzenleyeceği toplantıda, KONDA Araştırma ile
ortaklaşa gerçekleştirilen “Anayasaya Dair Tanım
ve Beklentiler Araştırması” başlıklı anket
çalışmasının bulgularını kamuoyunun
bilgisine sunacaktır. Anket, Türkiye kamuoyunun
yeni anayasanın önemli konularına dair beklentilerini
ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anket bulgularının
değerlendirmesini içeren rapor, TESEV’in yeni anayasa yapım
çalışmaları (www.anayasaizleme.org) çerçevesinde
yayınladığı üçüncü rapordur.
“Anayasaya Dair Tanım ve Beklentiler
Araştırması” başlıklı anket, 22-23 Eylül 2012
tarihlerinde kır/kent/metropol olmak üzere ayrılan 12 bölgede
2700 görüşmeci ile gerçekleştirildi. Sonuçlar
KONDA ve TESEV Anayasa İzleme çalışması ekibi tarafından
ortaklaşa değerlendirildi ve raporlaştırıldı.
- “Size göre ülke yönetiminde en büyük yetki ve güç kimde olmalı?”
- “Laiklik hakkında aşağıdaki görüşlerden hangisine katılıyorsunuz?”
- “Din ve Ahlak dersleri mevcut haliyle devam edecekse, “Din kültürü ve ahlak bilgisi” dersinin içeriği ne olmalıdır?”
- “Temel eğitimde eğitim dili ne olmalıdır?”
gibi birçok konuya değinen soruların yer
aldığı saha çalışması, Türkiye toplumunun bu konular
özelinde duruşunu göstermesi açısından önlem ve
anlam teşkil etmektedir.
Raporun basına tanıtımının ardından
gerçekleştirilecek panelde, TBMM Anayasa Uzlaşma
Komisyonu’nda yer alan siyasi partileri temsilen birer üyenin
katılımıyla, TESEV’in yeni anayasa anketinin bulguları
tartışmaya açılacaktır.
Aşağıda programını bulacağınız bu etkinliğimizde
sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
Toplantıyı www.tesev.org.tr
ve www.anayasaizleme.org
adreslerinden canlı olarak izleyebilirsiniz.
Program
09:00-09:30
Çay-Kahve İkramı ve Kayıt
09:30-10:00 Açılış Konuşması
Can Paker, TESEV Yönetim Kurulu Başkanı
10:00-11:00 Saha Çalışması Sunumu ve Değerlendirmeler
Bekir Ağırdır, TESEV Yönetim Kurulu Üyesi, KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü
Özge Genç, TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü
Ferhat Kentel, İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
11:00-13:00 Panel & Soru Cevap
Moderatör: Dilek Kurban, TESEV Demokratikleşme Programı Danışmanı
Mustafa Şentop, AKP Parti Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Ayla Akad Ata, BDP Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Atilla Kart, CHP Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Faruk Bal, MHP Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
LCV: Bahar Demir, 0 212 292 89 03,
bahar.demir@tesev.org.tr09:30-10:00 Açılış Konuşması
Can Paker, TESEV Yönetim Kurulu Başkanı
10:00-11:00 Saha Çalışması Sunumu ve Değerlendirmeler
Bekir Ağırdır, TESEV Yönetim Kurulu Üyesi, KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü
Özge Genç, TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü
Ferhat Kentel, İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
11:00-13:00 Panel & Soru Cevap
Moderatör: Dilek Kurban, TESEV Demokratikleşme Programı Danışmanı
Mustafa Şentop, AKP Parti Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Ayla Akad Ata, BDP Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Atilla Kart, CHP Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Faruk Bal, MHP Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi
Bilgi: Pınar Çanga, 0 212 292
8903 (128), pinar.canga@tesev.org.tr
Toplantı kamuoyuna
açıktır, ancak toplantıya katılım için LCV yapılması
gerekmektedir.
Toplantı dili Türkçe’dir.
Panelistler ile birebir röportaj
yapmak isteyen basın mensuplarının, panel öncesinde
ezgi.aktas@tesev.org.tr adresine yazarak randevu talep
etmeleri gerekmektedir.
TESEV, raporun yayımlanmasında ve bu
etkinliğin gerçekleştirilmesinde katkıları
bulunan İsveç Uluslararası Kalkınma
Ajansı’na, Açık Toplum Vakfı’na ve TESEV Yüksek
Danışma Kurulu’na teşekkür eder.
New
Report:Public Survey: Definitions and the Expectations Regarding the New Constitution
Press Conference and Panel
Date: 21 November 2012,
Wednesday, 09:00-13:00
Venue: Rixos Grand Ankara Hotel,
Kavaklıdere Mh., Atatürk Bulvarı 183 Ankara
Live at www.tesev.org.tr &
www.anayasaizleme.org
GSÜ'de Bülent Tanör Anısına Sempozyum
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi 28 Kasım 2012 Çarşamba günü büyük hukukçu, aydın kişi, anayasa hukuku tarihimizin aydınlık yüzü Prof.Dr. Bülent Tanör anısına Türkiye’nin Temel Anayasal Sorunları adıyla bir sempozyum düzenliyor. Üniversite’nin Ortaköy’deki kampüsünde Aydın Doğan Salonu’nda gerçekleşecek sempozyum 9.45′te başlayıp 16.00′ya kadar sürecek.
Açılış konuşmasını GSÜ Hukuk Fakültesi
Dekanı Prof.Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu’nun yapacağı sempozyumda sırasıyla
Prof.Dr. Oktay Uygun, Prof.Dr. Naz Çavuşoğlu, Prof.Dr. Korkut Kanadoğlu,
Yard.Doç.Dr. Zeynep Oya Usal, Prof.Dr. Bertil Emrah Oder, Doç.Dr. Şule
Özsoy, Doç.Dr. Ekrem Ali Akartürk ve Yard.Doç.Dr. Burak Çelik konuşma
yapacak. (Kaynak: Anayasa Gündemi)
15 Kasım 2012 Perşembe
LGBTT Bireyler, Yeni Anayasa'ya Cinsel Yönelim Ve Cinsiyet Kimliği İfadelerinin Eklenmesi İçin İmza Kampanyası Başlattı
LGBT Bireyler, yeni anayasaya cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerinin eklenmesi için imza kampanyası başlattı.
"Anayasa'nın eşitlik maddesinde "cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği" ifadeleri eklensin
“Eğer herkes eşit ise bizim de Anayasa'da yer almamız gerekir. (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) LGBT’ler olmadan yeni Anayasa olmaz, eksik kalır”
“Cinsel yönelimin içinde yer almadığı bir madde olmadan eşitliğin sağlanacağını düşünmüyoruz. Eğer herkes eşit ise eşcinsellerin, biseksüellerin, transların da Anayasa'da yer alması gerekir. Aksi takdirde anayasa’nın eşitliği düzenleyen maddesi eksik olur. Türkiye'de şu kadar insan eşcinsel, şu kadar insan trans demeye de gerek yok. Bir kişinin bile canı yanıyorsa, bir kişi bile cinsel yöneliminden/cinsiyet kimliğinden dolayı nefretle karşı karşıya kalıyor, cinayete kurban gidiyorsa bunun tanımlanması gerekiyor”
Hükümetin, “Herkes eşittir” yönündeki söylemlerini gerçekten yerine getirmesini istiyoruz.
2002 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bir TV programında dillendirdiği “Eşcinsellerin de kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarında onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz” sözlerini hatırlatmak da görevimiz!"
“Eğer herkes eşit ise bizim de Anayasa'da yer almamız gerekir. (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) LGBT’ler olmadan yeni Anayasa olmaz, eksik kalır”
“Cinsel yönelimin içinde yer almadığı bir madde olmadan eşitliğin sağlanacağını düşünmüyoruz. Eğer herkes eşit ise eşcinsellerin, biseksüellerin, transların da Anayasa'da yer alması gerekir. Aksi takdirde anayasa’nın eşitliği düzenleyen maddesi eksik olur. Türkiye'de şu kadar insan eşcinsel, şu kadar insan trans demeye de gerek yok. Bir kişinin bile canı yanıyorsa, bir kişi bile cinsel yöneliminden/cinsiyet kimliğinden dolayı nefretle karşı karşıya kalıyor, cinayete kurban gidiyorsa bunun tanımlanması gerekiyor”
Hükümetin, “Herkes eşittir” yönündeki söylemlerini gerçekten yerine getirmesini istiyoruz.
2002 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bir TV programında dillendirdiği “Eşcinsellerin de kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarında onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz” sözlerini hatırlatmak da görevimiz!"
İmza vermek için tıklayınız.
SPOD, Yeni Sendikalar Yasası'nı Tartışmaya Çağırıyor
24 Kasım 2012 Cumartesi
Cezayir Restoran
13:00-18:00
Toplu İş İlişkileri Yasası,
sendikaların ve kamuoyunun tüm tepkilerine rağmen TBMM’den geçti ve
Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Yasanın neler getirdiğini öğrenirken
ortak mücadele hattının genişletilmesi için işçi deneyimlerinden yola
çıkarak neler yapabileceğimizi tartışacağız.
24 Kasım 2012 Cumartesi
13:00-18:00
Cezayir Restoran (Hayriye Cd. No 12. Gatasaray-Beyoğlu)
13:00Açılış Konuşması: Sedef Çakmak (SPoD Yönetim Kurulu Başkanı)
13:15Açılış Konuşması Meral Özyürek (RoseTeks işçisi)
13.30 Panel: Enine Boyuna Yeni Sendika Yasası
Moderasyon: Yard. Doç. Dr. Aziz Çelik (Kocaeli Üniversitesi)
Konuşmacılar: Dr. M. Görkem Doğan (İstanbul Üniversitesi)
Hasan Gülüm (SGBP Yürütme Kurulu Üyesi / Belediye-İş 2 Nolu Şube Başkanı)
Barış Uluocak (Eğitim-Sen 1 Nolu Şube Başkanı)
15:30-16:00 Kahve arası
16:00-18:00 İşçi Forumu
Mehmet Emin Yılmaz – Tekstil İşçisi
Beyhan Demir – Bilgi Üniversitesi Çalışanları
Mustafa AKYOL – İnşaat İşçileri Derneği
Gülhan Benli – Ev İşçileri
Aykut Kılıç – İTÜ Araştırma Görevlileri
İletişim:
SPoD Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği
Aynalı Mescit Mh. Kallavi Sk. 10/4
Beyoğlu/İstanbul
Aynalı Mescit Mh. Kallavi Sk. 10/4
Beyoğlu/İstanbul
0(212) 292 48 02
info@spod.org.tr
TESEV'den Türkiye'de Basın Özgürlüğü Sorunu Konferansı
TESEV'DEN “BASIN
ÖZGÜRLÜĞÜ” PANELİ
23
Kasım 2012, Cuma, 09:00 – 18:00
Conrad
Hotel, İstanbul
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)
Demokratikleşme Programı, "Medya ve Demokratikleşme"
başlıklı çalışma alanı kapsamında Friedrich Ebert
Stiftung-Derneği Türkiye Temsilciliği ile birlikte 23
Kasım 2012 Cuma günü
09:00–18:00 saatleri arasında, İstanbul
Conrad Hotel’de “Piyasa,
İktidar ve Sahiplik Kıskacında Medya: Türkiye’nin Basın
Özgürlüğü Sorunu” başlıklı bir
konferans düzenliyor.
Üç panelden oluşan konferansın birinci oturumda, Dilek Kurban ve Ceren Sözeri tarafından MEDIADEM projesi çerçevesinde hazırlanan ve TESEV Demokratikleşme Programı tarafından Temmuz 2012 tarihinde yayımlanan İktidarın Çarkında Medya: Türkiye’de Medya Bağımsızlığı ve Özgürlüğü Önündeki Siyasi, Yasal ve Ekonomik Engeller isimli rapor ilk defa kamuoyuna sunulacak ve tartışmaya açılacak. Rapordaki tespitler çerçevesinde, Türkiye’de medya politikalarının kimler tarafından, ne tür süreçlerle belirlendiği ele alınacak, devlet-medya-piyasa ilişkileri ile medya politikaları arasındaki etkileşim irdenelecek.
İkinci oturumda, birinci panelde ele alınan medya-devlet-sermaye ilişkisi ile medya politikalarının, basın ve haber alma özgürlüğü ile gazetecilik mesleği açısından yansımaları, çeşitli medya kuruluşlarında görev alan muhabir, editör ve yöneticiler tarafından ele alınacak.
Konferansın son panelinde ise, internet sonrası oluşan yeni medyanın sağladığı yeni iletişim alanları ve mekanizmalarının, düzenleyici ve denetleyici politikalar, sahiplik ilişkileri, medya-yurttaş etkileşimi, basın özgürlüğü ve doğru habere erişim açısından sunduğu fırsatlar, içerdiği yanıltıcı içerik ve nefret söylemi boyutu da göz önüne alınarak irdelenecek.
MEDIADEM, özgür ve bağımsız medyayı güçlendiren veya tam tersine engelleyen faktörleri anlamayı ve açıklamayı amaçlayan bir Avrupa araştırma projesidir. Konferans, TESEV Demokratikleşme Programı’nın Mart 2010 tarihinden bu yana Türkiye’deki çalışmalarını yürüttüğü “Avrupa Medya Politikalarını Yeniden Düşünürken: Günümüz Demokratik Sistemlerinde Özgür ve Bağımsız Medyayı Değerlendirmek ve Geri Kazanmak” (MEDIADEM) isimli Avrupa araştırma projesinin ulusal kapanış etkinliğidir.
Basın Toplantısı ve Konferans: “Piyasa, İktidar ve Sahiplik Kıskacında Medya: Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Sorunu”
23 Kasım 2012, Çarşamba, 09:00 – 18:00
Conrad Hotel, İstanbul
Program:
9.00-9.30: Kayıt ve çay-kahve
9.30-10.00: Açılış Konuşmaları
10.00- 12.00: 1. Oturum - Türkiye’de Medya Politikalarını Kim Belirliyor?
“İktidarın Çarkında Medya: Türkiye’de Medya Bağımsızlığı Önündeki Siyasi, Yasal ve Ekonomik Engeller”
Raporun sunumu:
Ceren Sözeri, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi
Tartışmacılar:
Vahap Darendeli, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Üyesi
Erol Katırcıoğlu, Taraf
Öğle yemeği: 12.00-13.30
13.30-15.30: 2. Oturum - Türkiye’de Gazetecilik - Medya Politikaları Basın Özgürlüğüne Nasıl Yansıyor?
Moderatör:
Dilek Kurban, TESEV Demokratikleşme Programı
Konuşmacılar:
Defne Asal, İMC TV
Vedat Kurşun, Azadiya Welat, “Kürt Medyasının Dünü, Bugünü ve Yarını”
Utku Çakırözer, Cumhuriyet, “Siyasi İktidar ve Haber Alma Özgürlüğü”
Ali Akel, Gazeteci-Yazar, “Muhalefetten iktidara medya: Değişenler, Değişmeyenler”
Ali Topuz, Radikal, “Editörün Sermayeyle İmtihanı”
15.30-15.45: Kahve arası
15.45- 17.45: 3. Oturum - Yeni Medya ve Basın Özgürlüğü: Haber Almada Yeni Alanlar, Yeni Aktörler
Moderatör:
Mutlu Binark, Başkent Üniversitesi, İletişim Fakültesi
Konuşmacılar:
Doğan Akın, T24, “Grup Medyalarına Karşı Bir Olanak: İnternette Gazetecilik”
Engin Önder – Cem Aydoğdu, 140Journos, “Değişen Medya Sahipliği ve Basın Özgürlüğü”
Ali Rıza Keleş, Alternatif Bilişim Derneği YK Başkanı, “Bilgi, İnternet ve İktidar”
İncilay Cangöz, Anadolu Üniversitesi, İletişim Fakültesi, "Yoksul Hanelerde Yeni İletişim Teknolojilerinin Kültürel Tüketimi, Demokratikleşme Bağlamında Sosyal Politikaların Gerekliliği"
Üç panelden oluşan konferansın birinci oturumda, Dilek Kurban ve Ceren Sözeri tarafından MEDIADEM projesi çerçevesinde hazırlanan ve TESEV Demokratikleşme Programı tarafından Temmuz 2012 tarihinde yayımlanan İktidarın Çarkında Medya: Türkiye’de Medya Bağımsızlığı ve Özgürlüğü Önündeki Siyasi, Yasal ve Ekonomik Engeller isimli rapor ilk defa kamuoyuna sunulacak ve tartışmaya açılacak. Rapordaki tespitler çerçevesinde, Türkiye’de medya politikalarının kimler tarafından, ne tür süreçlerle belirlendiği ele alınacak, devlet-medya-piyasa ilişkileri ile medya politikaları arasındaki etkileşim irdenelecek.
İkinci oturumda, birinci panelde ele alınan medya-devlet-sermaye ilişkisi ile medya politikalarının, basın ve haber alma özgürlüğü ile gazetecilik mesleği açısından yansımaları, çeşitli medya kuruluşlarında görev alan muhabir, editör ve yöneticiler tarafından ele alınacak.
Konferansın son panelinde ise, internet sonrası oluşan yeni medyanın sağladığı yeni iletişim alanları ve mekanizmalarının, düzenleyici ve denetleyici politikalar, sahiplik ilişkileri, medya-yurttaş etkileşimi, basın özgürlüğü ve doğru habere erişim açısından sunduğu fırsatlar, içerdiği yanıltıcı içerik ve nefret söylemi boyutu da göz önüne alınarak irdelenecek.
MEDIADEM, özgür ve bağımsız medyayı güçlendiren veya tam tersine engelleyen faktörleri anlamayı ve açıklamayı amaçlayan bir Avrupa araştırma projesidir. Konferans, TESEV Demokratikleşme Programı’nın Mart 2010 tarihinden bu yana Türkiye’deki çalışmalarını yürüttüğü “Avrupa Medya Politikalarını Yeniden Düşünürken: Günümüz Demokratik Sistemlerinde Özgür ve Bağımsız Medyayı Değerlendirmek ve Geri Kazanmak” (MEDIADEM) isimli Avrupa araştırma projesinin ulusal kapanış etkinliğidir.
Basın Toplantısı ve Konferans: “Piyasa, İktidar ve Sahiplik Kıskacında Medya: Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Sorunu”
23 Kasım 2012, Çarşamba, 09:00 – 18:00
Conrad Hotel, İstanbul
Program:
9.00-9.30: Kayıt ve çay-kahve
9.30-10.00: Açılış Konuşmaları
10.00- 12.00: 1. Oturum - Türkiye’de Medya Politikalarını Kim Belirliyor?
“İktidarın Çarkında Medya: Türkiye’de Medya Bağımsızlığı Önündeki Siyasi, Yasal ve Ekonomik Engeller”
Raporun sunumu:
Ceren Sözeri, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi
Tartışmacılar:
Vahap Darendeli, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Üyesi
Erol Katırcıoğlu, Taraf
Öğle yemeği: 12.00-13.30
13.30-15.30: 2. Oturum - Türkiye’de Gazetecilik - Medya Politikaları Basın Özgürlüğüne Nasıl Yansıyor?
Moderatör:
Dilek Kurban, TESEV Demokratikleşme Programı
Konuşmacılar:
Defne Asal, İMC TV
Vedat Kurşun, Azadiya Welat, “Kürt Medyasının Dünü, Bugünü ve Yarını”
Utku Çakırözer, Cumhuriyet, “Siyasi İktidar ve Haber Alma Özgürlüğü”
Ali Akel, Gazeteci-Yazar, “Muhalefetten iktidara medya: Değişenler, Değişmeyenler”
Ali Topuz, Radikal, “Editörün Sermayeyle İmtihanı”
15.30-15.45: Kahve arası
15.45- 17.45: 3. Oturum - Yeni Medya ve Basın Özgürlüğü: Haber Almada Yeni Alanlar, Yeni Aktörler
Moderatör:
Mutlu Binark, Başkent Üniversitesi, İletişim Fakültesi
Konuşmacılar:
Doğan Akın, T24, “Grup Medyalarına Karşı Bir Olanak: İnternette Gazetecilik”
Engin Önder – Cem Aydoğdu, 140Journos, “Değişen Medya Sahipliği ve Basın Özgürlüğü”
Ali Rıza Keleş, Alternatif Bilişim Derneği YK Başkanı, “Bilgi, İnternet ve İktidar”
İncilay Cangöz, Anadolu Üniversitesi, İletişim Fakültesi, "Yoksul Hanelerde Yeni İletişim Teknolojilerinin Kültürel Tüketimi, Demokratikleşme Bağlamında Sosyal Politikaların Gerekliliği"
LCV: Bahar Demir, +90 212 292 89 03,
bahar.demir@tesev.org.tr
Bilgi için: Levent Pişkin, +90
212 292 89 03 (dahili 113), levent.piskin@tesev.org.tr
Toplantı kamuoyuna açıktır, ancak
toplantıya katılım için LCV yapılması
gerekmektedir.
Panelistler ile birebir röportaj yapmak
isteyen basın mensuplarının, panel öncesinde
ezgi.aktas@tesev.org.tr adresine yazarak veya 0212 292 8902-129 numaralı
telefondan arayarak randevu talep etmeleri gerekmektedir.
Etkinliğin gerçekleşmesine katkılarından
ötürü Avrupa Komisyonu’na, Friedrich Ebert
Stiftung-Derneği Türkiye Temsilciliği’ne ve TESEV Yüksek
Danışma Kurulu’na teşekkür ederiz.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı
(TESEV) raporlarına www.tesev.org.tr
adresinden ulaşabilirsiniz.
ALMAN FAŞİSTLERİ ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURDU
Almanya'nın aşırı sağ partisi NPD (Almanya Ulusal Demokratik Partisi), gerçekleştirdiği faaliyetlerin sürekli olarak anayasallığının tartışılmasının, kendi varlıklarını tehdit ettiği gerekçesiyle ve Parti'nin anayasaya uygun olduğunun açıkça tespit edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
Almanya tarihinde bu nitelikte bir başvuru daha önce gerçekleşmemişti. NPD, bu başvuru için Federal Almanya Anayasası'nın 19'uncu maddesine dayanıyor. Maddenin ilgili fıkrası ise şu şekilde:
"Hukuk yolları, hakları kamu gücü tarafından ihlal edilen herkese karşı açıktır."
14 Kasım 2012 Çarşamba
Üniversite Öğrencilerinin İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü Raporu yayımlandı
Toplum Gönüllüleri Vakfı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından hazırlanan "Üniversite Öğrencilerinin İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü" başlıklı rapor buradan okunabilir.
13 Kasım 2012 Salı
TESEV'den Geçmişle Yüzleşme ve Mevcut Davalar Raporu
TESEV Demokratikleşme Programı tarafından hazırlanan Geçmişle Yüzleşme ve Mevcut Davalar isimli rapor yayımlandı.
"Türkiye 2008 yılında başlayan Ergenekon davasıyla birlikte farklı siyasi meseleleri, aktörleri ve dönemleri kapsayan yeni bir siyasi yargılamalar sürecinden geçiyor. Bunlar arasından “JİTEM”, “Zirve Yayınevi”, “Rahip Santoro”, “Hrant Dink”, “Temizöz ve Diğerleri” ve “12 Eylül” gibi davaların bir kısmı geçmişle
yüzleşme davaları diye nitelendirilebilecek ayrı bir kategori altında değerlendirilebilir. İşkence, tecavüz, faili meçhul cinayet, yargısız infaz, suikast ve gözaltında kaybedilme gibi ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştiren faillerin yargılandığı bu davalar, geçmişte yaşanan toplumsal şiddetle yüzleşmek için gidilecek uzun ve zorlu yolda bir basamak olarak düşünülebilir. (...) Elinizde bulunan bu çalışma da konunun uzmanları tarafından, geçmişle yüzleşme alanında geçmişte ve devam eden yargılamalara ilişkin gelişmeleri ele alan ve normatif bir çerçeve sunan yazılardan oluşan bir değerlendirme raporu. Temennimiz bu ve benzeri çabaların geçmişle yüzleşme konusunu kamuoyunda daha görünür hale getirmesi ve daha geniş kitlelerin hak arayışına vesile
olması."
Mehmet Uçum, Mihdi Perinçek, Tahir Elçi, Levent Pişkin, Ufuk Uras, Nimet Tanrıkulu ve Eren Keskin tarafından yazılan yazılardan oluşan rapor buradan okunabilir.
Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Krizi Başlıklı Raporunu Yayımladı
Gazetecileri Koruma Komitesi, Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Krizi başlıklı raporunu yayımladı. Raporun İngilizce'sini buradan, Türkçe'sini şuradan okuyabilirsiniz.
"Gazetecilerin hapsedildiği ve muhalefetin suç sayıldığı karanlık
günler" alt başlıklı raporun kısa bir özeti ise şöyle:
1) 1 ağustos 2012 itibariyle toplamda 76 gazetecinin hapiste olduğunu tespit etti. Her bir vakanın tek tek ve ayrıntılı olarak incelenmesinin ardından CPJ, en az 61 gazetecinin doğrudan, yayınlanan yazıları ya da gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapiste olduğu sonucuna vardı.
2) Yetkililerin, yasadışı gruplarla ilgili yapılan haberleri ve hassas konuların araştırılmasını doğrudan terör veya devlete karşı gerçekleştirilen diğer fiillerle eş tuttuğunu ortaya koydu.
3) CPJ’in hapisteki gazetecilerle ilgili araştırma yaptığı 27 yıl boyunca, tutuklu gazetecilerle ilgili kendi rekorunu kıran ve basın özgürlüğünü kısıtlamak konusunda, kendi kendine rakip olan tek ülke türkiye oldu. cpj raporlarına göre türkiye 1996 yılında 78 gazeteciyi hapse atmıştı. Bugün ise türkiye’deki hapis gazetecilerin sayısı iran, eritre ve çin gibi en baskıcı ülkeleri fersah fersah geçiyor.
4) Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda çalışan sivil grupların verilerine göre, 2011 yılı sonu itibarıyla, gazeteciler hakkında açılmış ceza davası sayısı 5,000’i buluyordu.
5) Kürtlerle ilgili haber yapmak terör suçu sayılıyor. (Diha, Özgür Gündem, Azadiye Welat hakkında detaylı bilgi var)
6) Başbakan'a tavsiye: Eleştirel gazetecilere karşı hakaret davaları açmaktan, alenen itibarlarına saldırmaktan ve eleştirel haber medyasına üsluplarını hafifletmeleri için baskı yapmaktan vazgeçin.
6) Hükümete tavsiye: Onlarca davada hükümet gazetecileri yalnızca mesleki faaliyetleriyle ilgili kanıtlara dayanarak terör ve devlete karşı işlenen suçlar nedeniyle gözaltına alıyor. Gazetecilere karşı terörle mücadele yasalarını kullanmaktan vazgeçin. Eleştirel veya muhalif görüşleri yayınlamayı suç sayan maddelerin olduğu yasaları kökünden değiştirin. Uluslararası hukukun ve anlaşmalardan doğan sorumlulukları yerine getirerek, kapsamlı bir anayasa değişikliğine gidin.
7) Avrupa Birliği'ne tavsiye: Türkiye yetkililerine ifade ve basın özgürlüğünü kullandıkları için hapsedilen tüm gazetecileri derhal serbest bırakmaları, yasaların değiştirilmesi ve anayasal reforma gidilmesi için baskı yapın.
8) Avrupa Konseyi'ne tavsiye: Özellikle Bakanlar Komitesi ve Parlamenterler Meclisi, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun davranmak konusunda sorumlu tutmalı ve Türkiye’nin yasa ve politikalarını avrupa ve uluslarararası insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirecek kapsamlı değişiklikler yapmasını talep etmelidir.
1) 1 ağustos 2012 itibariyle toplamda 76 gazetecinin hapiste olduğunu tespit etti. Her bir vakanın tek tek ve ayrıntılı olarak incelenmesinin ardından CPJ, en az 61 gazetecinin doğrudan, yayınlanan yazıları ya da gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapiste olduğu sonucuna vardı.
2) Yetkililerin, yasadışı gruplarla ilgili yapılan haberleri ve hassas konuların araştırılmasını doğrudan terör veya devlete karşı gerçekleştirilen diğer fiillerle eş tuttuğunu ortaya koydu.
3) CPJ’in hapisteki gazetecilerle ilgili araştırma yaptığı 27 yıl boyunca, tutuklu gazetecilerle ilgili kendi rekorunu kıran ve basın özgürlüğünü kısıtlamak konusunda, kendi kendine rakip olan tek ülke türkiye oldu. cpj raporlarına göre türkiye 1996 yılında 78 gazeteciyi hapse atmıştı. Bugün ise türkiye’deki hapis gazetecilerin sayısı iran, eritre ve çin gibi en baskıcı ülkeleri fersah fersah geçiyor.
4) Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda çalışan sivil grupların verilerine göre, 2011 yılı sonu itibarıyla, gazeteciler hakkında açılmış ceza davası sayısı 5,000’i buluyordu.
5) Kürtlerle ilgili haber yapmak terör suçu sayılıyor. (Diha, Özgür Gündem, Azadiye Welat hakkında detaylı bilgi var)
6) Başbakan'a tavsiye: Eleştirel gazetecilere karşı hakaret davaları açmaktan, alenen itibarlarına saldırmaktan ve eleştirel haber medyasına üsluplarını hafifletmeleri için baskı yapmaktan vazgeçin.
6) Hükümete tavsiye: Onlarca davada hükümet gazetecileri yalnızca mesleki faaliyetleriyle ilgili kanıtlara dayanarak terör ve devlete karşı işlenen suçlar nedeniyle gözaltına alıyor. Gazetecilere karşı terörle mücadele yasalarını kullanmaktan vazgeçin. Eleştirel veya muhalif görüşleri yayınlamayı suç sayan maddelerin olduğu yasaları kökünden değiştirin. Uluslararası hukukun ve anlaşmalardan doğan sorumlulukları yerine getirerek, kapsamlı bir anayasa değişikliğine gidin.
7) Avrupa Birliği'ne tavsiye: Türkiye yetkililerine ifade ve basın özgürlüğünü kullandıkları için hapsedilen tüm gazetecileri derhal serbest bırakmaları, yasaların değiştirilmesi ve anayasal reforma gidilmesi için baskı yapın.
8) Avrupa Konseyi'ne tavsiye: Özellikle Bakanlar Komitesi ve Parlamenterler Meclisi, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun davranmak konusunda sorumlu tutmalı ve Türkiye’nin yasa ve politikalarını avrupa ve uluslarararası insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirecek kapsamlı değişiklikler yapmasını talep etmelidir.
TESEV'den Yeni Anayasa Sürecini İzleme Raporu
TESEV, Yeni Anayasa Sürecini İzleme raporunu yayımladı.
Ferhat Kentel, Levent Köker, Mehmet Uçum ve Özge Genç tarafından kaleme
alınan raporun ilk bölümünde, sözü geçen dönemde anayasa yapım
sürecindeki olumlu ve olumsuz gelişmelerin yanı sıra, siyasi aktörler,
sivil toplum ve medyanın yeni anayasa yapımındaki rolü, katkısı ve
performansına ilişkin bir değerlendirme yer alıyor. Raporun ikinci
bölümünde ise, ele alınan dönemde hissedilen önemli bir eksiklikten yola
çıkılarak, Nisan 2012’ye kadar Türkiye genelinde Anayasa Uzlaşma
Komisyonu’na yazılı öneri ve görüş bildiren sivil toplum kuruluşlarının
yeni anayasaya ilişkin görüşlerinin tasnif ve değerlendirmesi yapılıyor.
Sürecin ‘halkın anayasası olma’ vaadiyle başladığına dikkat çeken
rapor, vatandaşların ve sivil toplumun görüş ve önerilerinin alınmasının
ardından, bu katkıların Komisyon tarafından kamuoyuyla
paylaşılmadığına, toplumun görüş ve önerilerinin anayasa yapımına ve
halihazırda devam eden maddelerin yazılması faaliyetine ne kadar etkisi
olduğunun bilinmediğine vurgu yapıyor.
Toplumun araçsallaştırıldığı izlenimi verildiğine dikkat çeken raporda,
yapım süreci tartışmalarının siyasi partilerin alışılagelmiş sınırları
ve pozisyonları üzerinden yürüdüğüne ve toplumun görüşlerinin referans
teşkil etmediğine dikkat çekildi. Durumun toplumda sürece karşı
güvensizlik yaratacağı belirtildi. (AGOS)
Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi 22. Yıllık Genel Raporunu Yayımladı
Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi'nin 1 Ağustos 2011 - 31 Temmuz 2012 tarihleri arasını kapsayan 22. yıllık genel raporu yayımlandı. Raporu buradan okuyabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















